Kürdlerin Jerussalem’i..
Kürdlerin Jerussalem’i Kerkûk’tür.
Ülkeler, inanclar vede insanlar arasinda bazi semboller vardirki onlari birbirlerine baglar vede aidiyet olgusunu pekistirir. Bunlara ta eskiden beri dahil olan sehirler „kutsal“, „baris diyari“ , „peygamber sehri“, gibi sifatlamalar ile günümüze kadar sözsel vede yazisal edebiyat yolu ile aktarilmistir.
Dogu medeniyetinde Bagdat, Mekke, Medine, Babil, Jerussalem (El Quds), Hewler, Sam (Damaskus), Istanbul (Konstantinopolis),Amed (Diyarbekir), Riha (Urfa), Cizre ve benzeri sehirler ülkelerden daha etkili bir gecmise sahiptirler. Bu sehirler üzerine yemin edilir, bu sehirler üzerine hayaller kurulur, bu sehirler üzerine gencecik insanlar canlarini verir ve hatta bu sehirler üzerine politik sahnede kirmizi cizgiler cekilir.
Komsulari yada tarihi tanimi ile isgalcileri tarafindan sistemli olarak katledilen vede varligi inkar edilen Kürdler bazi firsatlari yakalamis durumdadirlar. Ulusal bilincin halen zayif oldugu Kürdler parcalida olsa kendi varliklarindan haberdardirlar.
Ortadogu denilen kutsal cehennemde taslar her elli yilda bir degisir. Bunun sebebleri ac emperyalist devletlerin istahsizliklari vede inanc yolu ile beyinleri küf tutmuslarin kendilerini silkelemeridir.
Yani bir yandan cikar savaslari vede diger yandan gelisen bilinc ile milli yönde kendi olma arayislari bir araya geldiklerinde sinirlarin zamanla olmasi gereken hizaya cekilmeleri kacinilmazdir.
Halen dünyayi parcalama vede yönetme hakkini kendisinde bulan yüzsüz emperyalistler desifre olmanin beraberinde getirdigi utanmazlik ile beraber yerli halk ile isbirligine gitmeyi ayakta kalmanin tek altin kurali görmektedirler. Bu kural her zalim devlet vede her yöre icin gecerlidir. Örnegin Kürdleri icten ele geciren vede onlardan gönüllü korucular, ajanlar üreten TC devleti bu sekilde ömrünü 80 yil boyunca uzatabilmistir. Kürd ulusal ayaklanmalari bu sekilde ezilmis vede üzerlerine beton cekilmistir.
Biraz eskilere gidersek karsimiza yahudilerin Jerussalem, araplarin Kudüs dedikleri vede tarihte ilk defa Kürdlerin idaresi altinda bariscil bir sekilde yönetilmis sehri cikar. Bu sehir kutsal bazi isaretlere sahiptir. Hristiyanlarin Isa’si, yahudilerin Davud’
u vede Aglama Duvari (sikayet duvari), müslümanlarin Mescid’i Harami (Muhammedin göge ciktigi yer) bazi genel betimlemelerdir.
Tarihte ilk kez Selehaddin-i Kurdî (Eyyubilerden) tarafindan ele gecirilmis vede idare edilmistir. Bu sehir halen hic bir gücün boyundurlugu altina girmemistir. Her ne kadar yahudiler rüyalarinda Baskent olarak görselerde, her nekadar Araplar vede müslümanlar orayi namus meselesi yapsalarda, her ne kadar Hristiyanlar pes pese hacli seferleri yollayip Hristiyanligin dogus sehrini Baskent yapmak isteselerde basaramamislardir. Cünkü bu inanclarin dogasinda ne yazikki digerini kabul – tahammül etmeme, red etme yatmaktadir. Aralarina savas vede kanda girince artik ne Allah, ne Yehuda ve nede Got bu meseleyi halledebiliyor. Yani hepsinin kendilerine göre bir tanrilari vede anlayislari mevcut. Onlarin Tanrimiz birdir hikayesine bakmayin. Tanrilari kesinlikle bir degildir, birbirlerine düsmandir. Hepsinin tanrisi kilic kusanmis Savas Tanrisidir. Yaratan, seven, veren, affedenden ziyade öldüren vede hayati zindan eden bir karaktere sahiptir. Ibadet vede yalvarmalar, kader gibi argumentler ise kendi kendini tatmin vede kandirmadan öteye bir anlam ifade etmez.
Ingilizler 30 yildan fazla Ortadogunun önemli bir bölümünde idareyi ele gecirip oradaki yer alti vede üstü her ne var idiyse sünger gibi cekip tükettiler.
Filistin topraklarinda 30 sene kalan Ingilizler oralara demirden saglam Köprüler vede genis yollar disinda hic bir sey götürmediler. Malumya bu sekilde kendileri vede bazi hammaddeleri icin kullanisli, hizli ulasima kavustular.
Ingilizlerin geri cekilme kararlari Birlesmis Milletler Senatosunun Amerikada toplanip Filistini ikiye bölme karari sonrasina denk gelir. Bu karadan sonra oldugu gibi isgal ettikleri ülkeyi terk edip gitmislerdir. Yasal olarak bu ülkenin idaresini hic kimseye devr etmemis arap vede yahudileri kendi kaderlerine terk etmislerdir. Kim güclü ise yönetir mantigi geregi olusacak hic bir sorun ile ilgilenmemislerdir. Böl, parcala vede yönet politikalarinin tohumlarini orada ekip gitmislerdir. Cekilisi müteakip günde Yahudiler ellerinde tuttuklari kücük bölgelere dayanarak kendilerini devlet ilan etmislerdir. Olduklari pozisyon buna son derece elverissizdir. Her tarafi arap olan Yahudilerin böyle bir cesareti göze almalarinin en temel etkeni hic tartisilmaz birlik olmalaridir.
Nazi Almanya’sinin ölüm kamplarindan kurtulanlar yada öncesi oradan kacanlar kendilerine bir yurt ariyorlardi. En mantiklisi ise kaybettikleri yerde bu yurdu yeniden bulma idi. Iki bin yil önce simdiki Israilden zorla kovulan vede katledilen Yahudiler uzun bir süre kaldiklari devletlerin topraklarinda misafir vede zaman zaman ölüm tehditleri altinda yasadilar. Kendilerini hic bir yere ait hissetmediler. Zaten her cani sikilan devlet hirsini onlardan aliyordu.
Birinci dünya savasinin beraberinde getirdigi siyasal bosluklar vede örgütlenme avantajlarindan Yahudiler iyi yararlandilar. Baba topraklari disinda hak iddia edebilecekleri hic bir yerleri yoktu. Yüzyillar boyunca yasadiklari vede vatandaslari olduklari, kendi dillerini bile unuttuklari bu Avrupa ülkeleri onlara Gazli odalarin yolunu göstermis vede vahsice öldürtmüstü.
Kendilerine yurt arayan Yahudiler eski topraklarina peyder pey geri döndüler. Kisa bir zaman diliminde katliamlardan kurtulmus, her türlü ölüm sekli ile karsilasmis bu halk hemen hemen hic yoktan bir devlet kurdu. Kurulusundan hemen sonra etrafindaki bütün Arap devletlerinin saldirisina ragmen günlük olarak kendini yasatmasini bildi. Kutsal sehir Jerussalem (Kudüs) icin binlerce kayip vermesine ragmen bir türlü tamamini ele geciremedi. Bu sekilde baskent Jerussalem olamadi.
Ona ragmen gün gectikce bu ilk etapta 650 bin kisiden olusan Israil Devleti milyonlarca Arab’a karsi ayakta kalmasini bildi. Devlet kurma asamalari öyle cok abartildigi gibi bir örgütlenme ile alakasi yoktur. Bir kac yahudi örgütü vede istihbarat calismalari ile kendi halkinin birlik ruhuna güvenilerek büyük bir Risk altina girilip devlet kurulmustur. Ingilizlerin bu devleti öyle anlatildigi gibi destekledigi sadece bir varsayimdan ibarettir. Cünkü ingilizlere karsi silahli vede sabotaj eylemlerini günü birlik uygulayanlar yahudilerdi. Öyleki Ingilizler araplara daha sempatik bakiyorlardi. Ne zamanki Filistin Manda’si Amerikalilara devr edildi Yahudiler rahat bir nefes aldilar. Sonrasi malum bati destegi ile Israil kendisini her acidan güc haline getirdi.
Simdi gelelim bu bahtsiz Kurdistan meselesine. Durumlari kiyaslayarak benzer bazi ipuclarini bulmak mümkündür, her nekadar zemin vede halkin durumu bu karsilastirmada farkli bir derecelendirmeye tabi tutulsada. Ama Yahudi vede Kürdlerin benzer gecmisleri onlarin tecrübelerindende yararlanilmasini beraberinde getiriyor. Itiraf etmek lazimki Kürdlerin avantajlari yahudilere kiyasla yüzde 500 dür. Yani 500 defa fazla imkan vede kosullara sahibiz. Onlar sifirdan bir ülkede devlet insa ettiler, bizler üzerinde oturdugumuz kendi topraklarimiz üzerinde halen isgal vede yenilmislik travmasindan cikabilmis degiliz. Bizler onlar kadar dünyanin hertarafina yayilmadik (kismen). Ayaklarimiz altinda olan bir büyük cografya var vede orada bizler cogunluguz, ama ne hikmet ise onlarin 650 bin kisi (toplam o zamanki nüfuslari) ile yaptiklarini bizler 45 milyon ile yapamiyoruz. Yani kendi üzerinde yasadigimiz, savastigimiz bu topraklardan bizi vede halkimizin haklarini garanti altina alacak, müslüman komsulari tarafindan katliama ugratilmayacak bir devlet cikaramadik. Bu durumdan tarih utansin ne diyelim. Baskasina gösterdigimiz saygi vede hürmetin yüzde besini kendi halkimiza gösterseydik bu barbarlarin kanimizi emmeleri mümkün olabilirmiydi?
Baslangictada belirttigim gibi her elli senede bu topraklarda sinirlar degisir vede farkli politik hesaplar olusur. Bu asamada birlik olanlar tarih sahnesine bir devlet olarak cikar, digerleri ise köle olarak. Iki sefer Kürdler köle olarak bu isin en alt tabakasina oynadilar. Yani ezenlerin ayak takimi rolüne soyundular. Her ne kadar ulusal capta karsit hareketler, isyanlar olsada parcali vede destekten yoksun oldugundan ileri gidip köle statüsünü yenememislerdir. Bu köle damgasi derimizin cok derinlerine daxlanmiski sökülmesi derin bir bicak darbesi ile ancak mümkün.
2000 ler ile epmeryalistler kendi acliklarini giderme amacli zamaninda silah sattiklari, desteklerdikleri, Kürdleri katletme fermanlarina imza attiklari devletleri yerle bir ettiler. Irak devletinin kullanim tarihi gectikten sonra sonu cok hizli oldu. Bir kac sene icerisinde eskiye ait ne var idiyse ortadan kaldirdilar, yiktilar. Tüm bu savas ortaminda asiretsel vede bir kac örgüt baglamindada olsa örgütlenen Güney Kurdistanlilar ciddi bir pozisyonu ele gecirdiler. Bu pozisyonda bölgesel vede parcaci bir siyaset izleyen Önderler arkalarini halki ile saglama alma yönünde halen beceriksizlerdir. 6 milyon ile yüzlerce milyona sahip isgal devletleri ile dans etmek cok zordur. 45 milyon ile yola cikmak bambaska bir korku verir isgalcilere. Bu sayi bile onlarin dizlerinin titremesine ülkemizi terk etmelerine yeter. Bu güne kadar Kürdler hic bir cengten kacinmamislardir. Ax birazda bu lanet olasi „Ulusal Bilincten Yoksunluk“ gibi bir yara sirtimizda bizi ezmese.
Yeniden ceki düzen verilen Ortadoguda örgütlü vede güclü olanlar kesinlikle kazanacak vede dünkü düsmanlari tarafindan bile saygi ile karsilanacaktir.
Güney Kurdistan’da bu gün itibari ile haklari garanti altina alinmis sekilde yasamanin tek önkosulu Kerkük sehridir. Bu sehir simdilik bizim Jerussalemimiz (Kudüs) yerindedir. Yani Kutsal sehir. Kerkük olmadan Güney Kurdistan kendisini ekonomik olarak bagimsizlastiramaz vede dolayisi ile boyun bükmesi kacinilmazdir. Her ne kadar sembolik olarak Amed bizim baskentimiz olsada Kerkük kendimizi vede varolusumuzu imtihan edecegimiz Güneydeki tek merkezdir.
Kerküksüz hic bir Güney Kurdistanli Lider kendine güvenip Bagimsiz bir Kurdistan ilan edemez. Bu bir tahmin degil gercekliktir. Ekonomik üstünlük günümüz kapitalist toplumunda yasamanin bir ölcüsüdür. Eger sizde yoksa ticaret yapacaginiz malzeme, sonunuz Ethiyopya olur. Ethiyopya’da yer alti vede yerüstü zenginlikleri yok denecek kadar azdir. Orda yasayan insanlar susuzluktan vede acliktan dünyanin gözü önünde kivranmaktalar. Talihsiz bir cografyadadirlar.
Kürdler 2010 itibari ile kendilerini Amerikan vede onlarin ittifak kuvvetlerinin Irak’tan cekilmelerine göre iyi hazirlamalari gerekiyor. Onlarin cekildikleri gün eger Kerkük ele gecmez vede ayni gün Özgür Güney Kurdistan Cumhuriyeti ilan edilmezse sonrasi sadece hayali bir Kürdistan ile yatip hayali bir Kurdistan ile kalkacagiz. Hatta gerekirse güneydeki Kürdler Amerika ile karsi karsiya gelme durumunada kendilerini hazirlamalilar, malumya Araplar halen onlarin gözünde cok sempatik.
Geri cekilis sonrasi herhangi stratejik bir hataya düsmemek icin yahudi-filistin meselesine iyi bakmamiz lazim. Degisen hic bir sey yok. Isgal vede geri cekilme sonrasi güclü olan kendini saglama alir, zayif olan ayaklar altinda kalir. Irak ile merkezi devlette anlasma siyaseti kendini vede Kürd halkini kandirmadan öteye bir anlam ifade etmez. Tarihi sorumluluklarini oynamayan liderlere halkimizin tölerans göstermesi mümkün degildir.
Kürd halkinin 1940 larda kamplarda topluca katledilen yahudilerden hic bir farki yoktur, yasamak icin kendimize ait bir yerimiz olmak zorundadir. Arap-Türk-Faris adaletinin bize son yüzyilda 3 milyon insanin katledilmesi oldugunu unutanlar vede kardeslik hikayesi ile kendi dewsirme kültürünü biz Kürdlere dayatanlari ne Allah, nede Muhammed kurtarabilecektir. Birlik, birlik ve yine birlik disinda bir secenek yok, ayakta kalmak icin.
Xusrew Sever. 28.06.2010
>>>basa dön
Sîrove (7)
Kerkuk kurdistani.kurdistan kerkuki.
Peki o zaman neden Irak işgal edildikten sonra Peşmergeler Kerkük’e girince ilk iş olarak tapu dairesini yağmalayıp belgeleri imha etti ardından da eski mezar taşlarını yok ettiler?
Isimsiz mahlasli okuyucuya öncelikle yorumundan dolayi tesekkür etmek isterim. Benim Kürdleri savasa hazirlama gibi bir pozisyonum yok, ancak onlari kendimce uyarmayi bir görev bilirim.
Güneyde isler tamammi degilmi onu Kerkük meselesi belirleyecek. Benim senin ‘tamamlari’ ile bu isler yoluna girmiyor, hak verirsin bana.
Yinede rahat ol, ben kendimi saglama almaya calisirim.
Herzamanki Xusrew ishte, zorla Kurdleri savasha hazirliyor. Fazla kafaya takma Xusrewcigim guneyde ishler tamam.Sen kendini sag lama al yeter.
Degerli hazal cawsin, Bende yazilarimda genelde ortak tavir vede ortak stratejiden hep bahsediyorum. Ancak bu sekilde ortak bir politika vede karar azmi gelisebilir.
Kurmanci yazmaya ara sira calisiyorum, ama hakkini tam veremedigim icin o güzel dilimizi yarim yamalak yaziya dökmekde istemiyorum. Bu konuda bize yardimci olacak insanlara ihtiyacimiz var. Ilginiz vede yerinde elestiriniz icin sag olunuz.
Kerkûk icin Kürdlerin hepsi ortak bir tavir sergileyebilirlerse Araplar vede Türkler geri adim atabilirler. Sadece Güney Kurdistan Parlamentosu vede Ba§kani tek ba§ina bu cok önemli ayni zamanda hassas olan konu üzerine cesaret beyan edemez.
Ayriyetten bu güncel yazilari Kurmancî lehcesi ile yazarsaniz daha iyi olur kanaatindeyim.
Kerkûk dilê Kurdîstan’e û payîtexta Basûr’ê welate.