Belcika Nötralligina gölge düsürdü.

März 6, 2010 Arsiv, Editör

belgien2Avrupanin Baskent ülkesi Belcika’nin (Brüksel) tarihi incelendiginde son yüzyil icerisinde kendi icerisinde demokrasinin cok önemli uygulayici vede takipcisi ülke olmustur. Birinci dünya savasi vede akabinde etrafindaki dünya Endüstri devleri devletlere karsi hep nötral bir tutum takinmis vede kendi iradesini kendine has demokrasisi ile korumayi basarmistir.

Birinci dünya savasi öncesi Avrupada olusturulan vede kismen basarili olan Denge ( Birlik Sistemleri sayesinde-Almanya, Avusturya Macaristan-Ingiltere, Rusya)edilmesi pahasina demokrasisinden taviz vermemistir.

Bündnissistem denilen bu denge politikasini Alman Prusya Kralligi vede sonrasi Alman Imparatorluguna kadar gelmesinde rol alan Bismarck insiyatifi genc imparator II.William’e kaptirmasi sonrasi bu dengeler dagilmaya basladi. Sirplarin tetikledigi birinci dünya savasi ile beraber bu iki büyük denge karsi karsiya gelmis vede dünyanin bugune kadar gelen sinirlarini olusturmaya sebep vermisti.

Tüm bu hengamede Belcika Almanlara topraklari üzerinden Ingiltere’ye karsi savas baslatmasina karsi cikmis vede ülkesini tarafsizlik adina isgal edilmesine sebep olmustu. O dönemde güclünün yaninda yer almamasi vede savasa karsi politikasi bagimsiz bir demokrasinin temellerini atmasina vesile oldu. Avrupa’da kimseden yana denge oyunu oynamayan Belcika saygin bir konum elde etmisti.

Ikinci dünya savasi sonrasi yeniden sekillenen demokrasi ile beraber Avrupa Birligine Baskent olup ödülünü almisti.

70’lere dogru Kürdistan’da vede Türkiyede gelisen bagimsizlik hareketi vede onun kadrolarina karsi ülkesinde siyasi siginma imkani saglayarak konumlarina vede mücadelerine ilginin yani sira yinede tarafsiz durmayi basarmisti.

Zamanla Avrupanin icerisine girdigi ekonomik bunalimlar vede Amerikanin dünya üzerindeki tartisilmaz egemenligi karsisinda bir yerlere yamanma politikalarina alet olup kendi ülke bagimsizligina vede halkinin demokrasi kültürüne yabancilasmistir.

Son dönemlerde sekillendirilmek istenen yüzyillik dünya egemenlik planlarina yakindan ilgi duymaya baslayan Belcika kendi iradesine olan güveni kismen kaybederek bu politikalarin görünen bir kücük aktörü olma yönünde hizla yol almaktadir.

Yüzyillik dünya egemenlik planinin mimarisi konumunda olan ABD tüm agirligini Ortadogu vede Asya üzerine kurarken siyasi, askeri vede ekonomik ittifaklarini Avrupa ülkelerinden saglayip kendini saglama alma arayisindadir. Iran gibi bir ülkenin Ortadoguda yeni bir güc blogu olusturmasina engel olmak icin Rusya ile denge politikasi gelistirip etkisizlestirmenin yani sira Türkiyeninde ekonomik vede askeri olarak tamamen zayiflatilmasi hedef alinmaktadir. Bu süreci I.Dünya savasi öncesi durumlara kismen benzetebiliriz. O sürecte de temel sorun Ortadoguya giris yapmak vede teknik gelismeleri icin hammadde vede Pazar olusturma idi. Bunun önünde engel olan Osmanli imparatorlugunu vede ellerindeki ülkeleri ele gecirmek icin bir paylasim savasina gidildi. Bu sürec yaklasik olarak yüzyili aldi. Ikinci bir yüzyilin hesaplari icin yine bir ekonomik paylasim süreci kacinilmazdir. Sürekli tüketen Bati ülkesine kaynak temin edilmesi kacinilmazdir. Teknik gelisimi olarak Dogunun önünde olan Batili ülkeler güc kullanarak bölgemize yeniden dizayn verip acliklarini giderme amacli Ortadogudaki temel iki ülkeyi yola getirmek vede siyasi-ekonomik acidan elegecirmek icin her türlü yola basvurmus durumdadirlar. Demokrasi adi altinda baslattiklari özgürlük ! operasyonlarinda bölge etnik halklarinida kendi amaclari icin kullanmayi esas alan bu ülkeler, bölgedeki cözülmemis Ulusal Sorunlardanda faydalanarak ilerlemektedirler. Burada temel sorun su an itibari ile Iran’dir. Irana karsi bölgede ilk etkisizlestirilmesi gereken güc Türk devletidir. Bunun üzerinden Irani sinirlandirmak ve hatta hükümetini Irak benzeri devirmek epey kolay olacaktir. Israil teknik vede askeri tecrübe olarak yikim konusunda faydalanilacak bir önemli ittifak gücü olsada sonrasinda olusturulacak denge icin tek basina tercih edilemez. Iste burada ABD’nin imdadina Türkiye yetisiyor. Iradesi kirilmis bir Türkiye ile Bölgeye bicim vermek en fazla bir ceyrek yüzyili alacaktir. Bu sekilde en fazla hasar ile Bati Ekonomisi kurtarilmis vede bölgeye uydu bir demokrasi getirilmis olacaktir. Bu tür dengeler icerisinde Kürdlere elbette olumlu yasam imkanlari sunulacaktir. Ancak tam bagimsiz bir Kürdistan’in olusmasi vede 50 milyona yakin bir Ulusun güc olmasina göz yummayacaklardir. Iste bu sorun karsisinda ise Avrupa Demokrasisi vede ülkelerinin modelleri imdada yetisiyor. Farkli uluslarin birarada yasayacaklari federal vede kücük Ülkelerin temelleri atilip bölge büyük ittifaklarin olusturulmasina kapatilacaktir. Kürdlerin bulunduklari Ülkeler icerisinde yari bagimsiz bir konum elde etmeleri hedeflenmekte olup, kendilerine düsman olma ihtimalleri sifira indirilmektedir.

Türkiyede cok sancili bir döneme giren demokrasi hamleleri vede iktidarin kismen sivillestirilmesi bu planin bir geregi olmustur. TC sistemi ile kavgali olan tüm sivri uclar yola getirilecek vede ABD aleyhine olan tüm karsit sesler tasfiye edilecektir. Bu acidan kendisini dayatan PKK gercegine yönelik Uluslararasi operasyonlar düzenlenip bertaraf edilmesi hamlenin ilk önemli adimlarini kapsamaktadir.

Ermeni tasarisinin ABD de kabul edilmesi ile beraber her acidan baski altina alinan Türkiye’nin yola getirilmesi calismalari bir yönden baslamisken diger yönden PKK’nin bertaraf edilmesi es zamanli gündeme gelmistir. Her ikisindede Kumanda Merkezi ayni yerdir. ABD’nin emri vede talebi dogrultusunda Roj TV vede bazi sürgünde yasayan PKK yanlisi siyasilere yapilan Operasyonlar Türkiyedeki Bati tepkisini dengeleme vede Ermeni tasarisini yumusatma amacli olsada bir dönemsel taktiktir, ancak bu zamanla stratejik bir hamlaye dönüsecektir. Sonderece planli atilan bu adimlar gösteriyorki bölgede insiyatif yüzde 80 ABD’nin eline gecmistir. Geri kalan prüzler Iran vede Türkiyedir.

Bu acidan ele alirsak Belcikanin nötral konumundan vazgecmesi bir dönemsel cikar politikasi asla degildir. Yüzyillik bir tarafsiz politika ile önemli bir konuma gelen Belcika’nin taraf olmasi hayra alamet deildir. Belcika yüzylin degisim vede yapilanma stratejisinde Avrupa adina taraf olmus vede tavrini belirlemistir.

Ikinci dünya savasi ile beraber iradesi ABD baskisi altinda olan Avrupa Ülkeleri kendi icerisinde ciddi anlamda birlik calismalarina imza atsalarda dümeni ABD’ye kaptirmislardir. ABD ise Avrupanin ilimli politikalari vede Ortadogu ile iliskilerini kullanirken onun Federal sistemlerini kendi mali gibi Ortadogu’ya transfer etme arayisindadir.

Iran eger Irak gibi dik kafalilik yaparsa vede ABD müdehaleye mecbur kalirsa Avrupa Birligi suan itibari ile mevcut birlik konumunu sürdüremeyecektir. Ama Türkiyenin tamamen ABD insiyatifine girmesi ile Avrupa tavrini ABD’den yana koyacak vede Ortadogunun sekillenmesinde aktif yer alacaktir. Bu bir celiski olarak algilanmamali. Mevcut dengeler ile ABD’nin Avrupa destegi olmadan Iran’a müdahale etmesi cok sinirli bir olasiliktir. Ancak ABD bu baslangic sürecine Avrupa devletlerinide katarak iki isi birarada götürmeye calisiyor. Bir yandan Türkiye normal ölcülere getirilecek diger yandan Iran’a saldiri zemini yaratilip Bölgenin yeniden düzenlemesine vde sinirlarin yeniden cizilmesine calisilacaktir.

Roj TV baskini kanimca cok önemli bir baslangicin ayak seslerini beraberinde getirerectir.

Bu baskin ile geri gelmeyecek tek olgu Belcika’nin tarafsizligi vede nötralligidir.

Xusrew Sever

06.03.20010

Tags:

Cîhê Sîrove girtîye.